8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün kutlanması amacıyla Kıbrıs İlim Üniversitesi  Kadın Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi (KİÜKAM) öncülüğünde  Kıbrıs Türk’ünün Varoluşunda Kadınlarımızın Yeri başlıklı bir konferans düzenlendi.

Konferansın açılış konuşmasını gerçekleştiren KİÜKAM Müdürü Yard. Doç. Dr. Asuman Bolkan; Dünya Kadınlar Günü’nün 1977’den buyana KKTC’de kutlanmakta olduğunu ve konferansta Kıbrıs Türk’ünün varoluşundan, geçmişten günümüze yaşananların konuşulacağını ifade etti.  Bolkan, ‘’Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ten aldığımız ilhamla, başta kadın olmak üzere aile bireylerinin değişimi ve dönüşümü için eğitilmesi KİÜKAM’in de temel taşlarını oluşturmaktadır. Toplumsal bilinç, inanç, beraberlik ve dayanışma içinde aydınlık ufukların her zaman bizlerle olması dileklerimle sizleri saygıyla selamlıyorum’’ diyerek konuşmasına son verdi.

KİÜ Rektörü A. B. Göksel: ‘’Kadınları Senede Bir Gün Anıp 364 Gün Unutmamalıyız.’’

KİÜ Rektörü Ahmet Bülend Göksel konuşmasına, Mustafa Kemal Atatürk’ün pek çok çağdaş ülkeye örnek olduğu gibi, kadın hakları konusunda da bütün dünyaya örnek olduğunu ifade ederek konuşmasına başladı. 8 Mart Dünya Kadınlar gününü, ‘’Senede bir gün kadınları anıp kalan 364 günü unutmak kadar kötü birşey yoktur. Eşitliği, sevgiyi, dayanışma ve iş birliğini  senede 1 gün değil, bütün bir yıl boyunca gerçekleştirmeli ve kadınlara şiddet göstermemeliyiz.’’ diyerek sözlerine devam etti.

Göksel, Emre Aydın ve Grup Melodi’nin ‘Bir Pazar Kahvaltısı’ isimli şarkısından alıntı yaparak sözlerine devam etti:

Ne yaparsam olmuyor

Uyurken izliyorum en sevdiğim halini, Saçların dağınık, yüzünde yastık izi

Bir Pazar kahvaltısı gibi

Küçük oyunlarının, büyük savaşlarının, Arasında olduğu kadar bir aşktı bizimkisi

Bir Pazar gecesi uykusu gibi

Ne yaparsam olmuyor olmuyor, eskisi gibi

Güldürmüyor ağlatmıyor kimse senin gibi

Kadınlar Günü’nü idrak ettiğimiz şu günlerde ve kadınlarımızın hunharca katledildiği şu günlerde bu şarkıyı dinliyorum ve düşünüyorum. Böylesine seven, unutamayan ve sevdiğinin arkasından böylesi bir şiir yazabilen bir erkek, sevdiği kadına eziyet edebilir mi? Bırakın eziyeti, sevdiğini öldürebilir mi? Cevabım her seferinde imkansız, yapamaz oluyor.

Sevgi birliktelik, sevgi paylaşılan değerler, sevgi amaç ve araç birliğidir. Sevgi neşeyi, güzellikleri olduğu kadar sıkıntı ve zorlukları da birlikte göğüsleyebilme becerisidir. Kadını toplumdan soyutlayan bir anlayış içersinde birlikteliğin oluşması, çocuklarını sayarken kız çocuklarını bunun içine katmayan, kızlarını mal gibi alıp satmakta hiçbir yanlışlık görmeyen bir feodal yapının, bütün bu saydıklarımızı sağlıklı değerlendirmesi de mümkün değildir. 

Demek ki, önce sevgiyi, hoşgörüyü, karşılıklı anlayışı inşa etmemiz gerek. Bilahare kadın-erkek birarada yaşamanın güzelliğini keşfedeceğiz. Kızlarımızı okutacağız, doktor, mühendis, hemşire, öğretmen yapacağız. Ne zaman sevdiklerimizin arkasından tabancaya bıçağa sarılmak yerine elimize kağıt kalem alıp duygularımızı yazabilirsek işte o zaman şiddet sona erecek. Kızlarınızı okutunuz. Biz erkekler şiddete başvurarak değil ağlayarak deşarj olmayı öğrenmeliyiz’ diyerek Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı.

Konferans konuşmasını KKTC Cumhuriyet Meclisi 3. ve 4. Dönem Milletvekilliği ve  Sağlık Bakanlığı yapmış olan  Dr. Gülsen Bozkurt gerçekleştirdi.  Dr. Gülsen Bozkurt “Kıbrıs Türk’ünün varoluşunda Kadınlarımızın Yeri” başlıklı konuşmasına kadınların emekleri ve  tarih boyunca etkilerini ifade ederek başladı.  Dünya nüfusunun yarısını kadınların oluşturduğunu, mültecilerin ise %80’inin kadın ve çocuklardan oluştuğuna dikkat çekti. Kadınların eğitim çalışmalarına, kadının politikadaki yerine, BM çatısı altında düzenlenen kadın konferanslarına, pozitif ayrımcılığa değinerek Kıbrıs’ta kadınlar ile ilgili tarihsel süreci Osmanlı Dönemi, İngiliz Sömürge Dönemi, Kıbrıs Cumhuriyeti Dönemi ve KKTC olarak aktardı. Dünyada ve Kıbrıs’ta kadının siyasal yaşamını etkileyen konulara ve kadın hareketlerine değindi.

Dr. Gülsen konuşmasına “Kadınlar çok uzun yıllar annelik ve ev hanımlığı ile şartlanmıştır. 19. yy ortalarında kadınlar eğitim ve çalışma hakkı için mücadele etmeye başlamıştır. Dünyada ilk kadın öğrenci 1840 yılında Zürih Üniversitesine kaydolmuştur. 1849 Londra’da ilk kadın koleji açılmıştır. 1870-1894 Avrupa genelinde kadın eğitim çalışmaları yaygınlaşmaya başlamıştır. Atatürk Türk kadınına eğitim ile birlikte seçme-seçilme hakkı gibi hakları Avrupa ülkelerinden çok önce vermiştir.” Sözleri ile devam etti. Kadın-erkek dayanışması ile ileriye gidilebileceğini ifade eden Dr. Bozkurt, yasalardaki eşitliğe rağmen gerçek hayatta kadının geride olduğunu ifade etti.  “Görünmeyen bir cam tavan (glass ceiling) ile kadınların önüne engeller çıkmaktadır. Pozitif ayrımcılık ile dengeleme yapmak mümkündür. Kadın kotaları ile politikata ve iş hayatında üst yönetimde kadın oranları artırılabilir. Ben de kadın kotası ile meclise girdim.” Sözleri ile konuşmasını sürdürdü.

Kıbrıs tarihinde kadınların her zaman önemli yeri olduğunu; Afrodit, Venüs gibi tanrıçalardan son Kıbrıs Kraliçesi Catherine Cornaro, Hala Sultan gibi önemli kadınların olduğunu ifade etti. Kıbrıslı Türklerin kızların eğitimi konusunda tutucu olmadığını, Kıbrısın insanının aydın ve yeni düşüncelere açık olduğunu belirten Dr. Bozkurt Kıbrıs’ta ilkleri başarak ve bir kısmı halen hayatta olan kadınlar ve başarılarına  değinerek konuşmasına devam etti.

Yerel yönetimlerde ve siyasette kadınların daha fazla yer almasının öneminde değinen Dr. Bozkurt ‘Hükümetler programlarına planlı şekilde kadınlar ile ilgili konuları almalıdır. KİÜKAM gibi merkezler ile kadınların güçlenmesinin önemli olduğunu düşünüyorum’ diyerek konuşmasını tamamladı. 

Kıbrıs İlim Üniversitesinin halka açık konferansları yeni konular ve konuklar ile devam edecektir.